Defne Dilek
18-11-1984 izmir doğumluyum. İlkokul, ortaokul ve liseyi izmir'de bitirdim. Anadolu Üniversitesi Felsefe bölümü okuyorum. Okur, düşünür, araştırır, yazar, çizer, izler, fotoğraf çeker, dans eder, şarkı söyler, şarkı sözü yazar, beste yaparım.
Web sitesi adresi: E-posta: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
- Post date: 16 Şubat 2012
- Kadın ve Psikoloji
Bakınıyorum da internette sosyal paylaşım veya arkadaşlık sitelerinde; ataerkil paylaşım sözlerini beğenen/benimseyen bilinçsiz kadınları çok sık görüyor ve acıyorum. Bu zamanda suç çoğunlukla erkeklerde değil, boyun eğen pasif kadınlarda ve yine kadın olan fakat çocuklarını yetiştirirken cinsiyetçilik yapan annelerde diye düşünüyorum bazen sinirle… O erkeklerin de beyni ile şeyinin yer değiştirmesine sebep yine anneleridir.
Ataerkil bir yapıda yetiştiğini benimseyerek, kendinin bir kadın olduğunu unutarak kızını/oğlunu ataerkil bir yapıda yetiştirmeye devam edersen, bir birey olduğunu unutup kendi özgürlüğünü ataerkil bir yapıya boyun eğerek kısıtlarsan, kendini bir birey olarak görmeyip her daim (erkekten sonra) ikinci planda tutarsan, sana fazla acımam!
- Post date: 30 Ocak 2012
- Hayata Dokun
Bugünkü konumuz duyduğum zaman kelimesi bile beni irkilten tecavüz. Ama bu sefer çözüm bulma arayışındayım. Birçok kişi gibi sinir anı ile yüzeysel olarak düşündüğümde kısasa kısas yapmayı düşünüyorum hem de hiç acımadan ama derinlemesine düşündüğünüz vakit, çözüm bu olmuyor.
Sebepleri çoğunlukla gelenekseldir. Seksi ayıp günah olarak ele alan bir milletiz. O kişilere küçüklükten bu yana cahil aileleri kadını ikiye bölmüştür. Açık dekolteli kadınlara başka gözle bakılmıştır. Kapalılara ise namuslu gözüyle bakılmıştır. Ve bunun sonucunda bu tecavüzcü insanlar yıllar süren bastırılmış duyguları ve çarpık yetişme tarzıyla ve kişilik bozukluklarıyla böyle şeylere kalkışıyorlar. Hatta o kafadaki insanlar hayat kadınlarına tecavüz etmeyi tecavüzden saymıyorlar. Öyle bir cahiller ki öyle çarpık düzen içindeler ki... Hiç farkında bile değiller. Bu anlattıklarım sadece yüzeyseldir. Tabii ki de derin bir şekilde anlattığımızda konular daha da çoğalmaktadır. Ama genel olarak baktığımızda hasta bir toplumun sonuçlarıdır.
- Post date: 23 Ocak 2012
- Hayata Dokun
İnsan her şeye rağmen her hangi bir şekilde paylaşım yapacağı içini dökeceği bir arkadaş bir dost arıyor. Fakat bu zaman da bir dost bulmak çok zorlaştı. İşte şu söz her şeyi anlatıyor;
"Yalnızlar arasında yalnız olan bizler... Çünkü bilimin etkisiyle ancak orada olabiliriz. Neredeyiz, insan için bir arkadaşı nerede bulacağız? Eskiden herkes için bir kral, bir baba, bir yargıç arıyorduk. Çünkü gerçek krallardan, babalardan, yargıçlardan yoksunduk. Daha ileride bir dost arayacağız. İnsanlar bağımsız, göz kamaştıran sistemler haline gelecekler, ama yalnız olacaklar. Bu durumda mitolojik içgüdü bir dost arayacaktır." (Friedrich Nietzsche)
Yalnızlığa alışmamız mı gerekiyor? Yalnızlık kötü mü?